Ana içeriğe atla

MOODY’S NOT İNDİRİMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ

                Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu olan MOODY’S 23 Eylül 2016 tarihinde Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviye olan Baa3’ten 'çöp' yani yatırım yapılamaz seviye olan Ba1’e indirdi. Bunun ne olduğunu açıklayacak olursak; bu tarz kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin iktisadi yapısını, finansal gücünü, siyasi belirsizlikleri, jeopolitik riskleri vb. göz önünde bulundurarak bir değerlendirmeye tabi tutarlar. Bu değerlendirme sonucu elde ettikleri verileri kendilerine özgü kredi notlarıyla raporlar halinde yatırımcılarla paylaşarak, yatırımcılara ne kadar fon arzı sağlayacakları konusunda yardımcı olurlar. Gelişmekte olan ülkeler dış finansmana ihtiyaç duydukları için bu kuruluşlardan yatırım yapılabilir seviyede not almaları çok önemlidir.
Türkiye 2013 yılında kazandığı yatırım yapılabilir notunu, 15 Temmuz sonrası (ilk olarak S&P ve ardından MOODY’S) kaybetti. MOODY’S in not indirimi konusunda yaptığı açıklamaya bakacak olursak :  “ Ülkenin dış finansman ihtiyaçlarına ilişkin risklerdeki artış ve özellikle büyüme ve kurumsal güçlülük gibi önceden kredi görünümünü destekleyen temellerde görülen bozulma nedeniyle not indirimi yapılmıştır.”   Bu kararın ekonomimize ilk haftaki etkilerini maddeler halinde sıralayacak olursak:
·         BİST bankacılık sektörü endeksi %6 geriledi.
·         Türk Lirası gelişen piyasalar arasında en fazla değer kaybeden para birimi oldu.
·         BİST 100’de 3 şirket dışında diğer hisseler değer kaybı yaşadı.
·         10 yıl vadeli hazine tahvilinin faizi 32 baz puan yükselerek gelişen piyasa benzerleri arasında en fazla artışı kaydetti( Risk artarsa faizler artar).
·         Türkiye 5 yıllık CDS’leri 15 puan yükseldi(CDS: 5 yıllık hazine tahvillerinin sigorta maliyeti).
                  Görüldüğü üzere bu kuruluşlar verdikleri notlarla gelişmekte olan ülkelerin ekonomik birimlerinde bir volatiliteye sebep olabiliyorlar.
 Kendi düşüncemi de buraya eklemek istiyorum. Güçlü bir ekonomiye sahibiz, dünya da belirli bir pazarımız var. Üreten, tasarruf yapan, kendi kendine yetebilen bir ülke olduğumuz zaman bu tarz kararlar lehimize değişecektir. Devletin son zamanlarda ekonomide yaptığı yeniliklerle birlikte çok fazla sürmeden bu kredi derecelendirme kuruluşlarından tekrar yatırım yapılabilir seviyede bir not alacağımızı umut ediyorum. 

Kaynakça



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ VE GELECEĞİMİZ ÜZERİNE

Tüketici Güven Endeksi : tüketicilerin kişisel mali durumları ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ve gelecek dönem beklentileri ile yakın gelecekteki harcama ve tasarruf eğilimlerinin ölçmeyi amaçlayan bir göstergedir. Bugün TÜİK tarafından Tüketici Güven Endeksi açıklandı. Ekim ayında 74.0 olan endeks bu ay %6.9 oranında azalarak 68.9 oranında gerçekleşti. Açıklanan rakamlar pek iç açıcı değil maalesef.  Ekonomiye olan güven gün geçtikçe azalıyor ve bunu bizlerde ciddi manada hissediyoruz. Yükselen döviz kuru, artan işsizlik, enflasyon vb. göstergeler beklediğimiz gibi değil. Dünya Bankası da bu yılki Türkiye’nin büyüme tahmini 0.4 puan indirdi ve yeni tahminini %3.1 seviyesine çekti. Kredi derecelendirme kuruluşlarının not indirimleriyle başlayan döviz kurlarındaki artış serüveni, yaşanan siyasi belirsizlikler, sınır ötesi operasyonlar, merkez bankası faiz indirimleri, açıklanan kötü veriler, ABD başkanlık seçiminin sonucu gibi olaylarla ...

SERMAYE PİYASALARI NEDİR ?

Sermaye piyasaları; finansal piyasanın bir alt koludur. O yüzden ilk olarak finansal piyasaları açıklayarak başlayacağım. Finansal Piyasa Finansal tasarruf fazlası olanlar ile mal ve hizmet üretimi, ticareti vb. alanlarda faaliyet göstermek için kaynak ihtiyacı içinde olan, fon( en genel tabiriyle para) talep eden birimler arasındaki fon akışını sağlar. Finansal piyasaların çeşitli fonksiyonları vardır. Bunlar; ·       Reel piyasaya kaynak sağlamak ·       Sermaye birikimi oluşturmak ·       Likidite temin etmek ·       Risk dağıtımı yapmak ·       Mülkiyeti tabana yaymak Finansal piyasalar ikiye ayrılır; Para Piyasası Para piyasaları, fon arz ve talep edenlerin karşılaştığı ve kullandıkları araçların vadeleri 12 ayı geçmeyen piyasaları ifade eder. Bu finansal araçlar; ·       Mevduat...

KRİZ SONRASI VERGİ GELİRİ

Kamu hizmetlerine harcanmak üzere devletin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya ya da kimi maddelerin, hizmetlerin fiyatları üstüne ekleyerek dolaylı yoldan yurttaşlardan topladığı paraya vergi denir . Dünyada yaşanan 2008 Mortgage Krizi bir çok ülkeyi uçurumun eşiğine sürükledi. Devletler bu krizin içinden sıyrılabilmek çeşitli ekonomik politikalar uyguladı. Özel sektör eliyle çıkan krizi devletler, müdahaleci (Keynesyen) politikalarla tedavi etmeye çalıştı. Devletlerin en büyük gelir kaynağı olan vergiler önemli bir politika aracı oldu.Türkiye yaşanan 2008 krizinin ardından, üretimde yaşanan daralmayı gidermek için sıkıntı yaşayan sektörler tespit edilmiş ardından genişletici vergi politikası uygulayarak hem üretimi desteklemiş hem de kendi vergi gelirlerini artırmıştır. Böylelikle tahmin edilenden daha az bir seviyede kriz bizi etkilemiştir.  TÜRKİYE VERGİ GELİRLERİ (MİLYON TL) 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 ...