Ana içeriğe atla

KRİZ SONRASI VERGİ GELİRİ

Kamu hizmetlerine harcanmak üzere devletin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya ya da kimi maddelerin, hizmetlerin fiyatları üstüne ekleyerek dolaylı yoldan yurttaşlardan topladığı paraya vergi denir.Dünyada yaşanan 2008 Mortgage Krizi bir çok ülkeyi uçurumun eşiğine sürükledi. Devletler bu krizin içinden sıyrılabilmek çeşitli ekonomik politikalar uyguladı. Özel sektör eliyle çıkan krizi devletler, müdahaleci (Keynesyen) politikalarla tedavi etmeye çalıştı. Devletlerin en büyük gelir kaynağı olan vergiler önemli bir politika aracı oldu.Türkiye yaşanan 2008 krizinin ardından, üretimde yaşanan daralmayı gidermek için sıkıntı yaşayan sektörler tespit edilmiş ardından genişletici vergi politikası uygulayarak hem üretimi desteklemiş hem de kendi vergi gelirlerini artırmıştır. Böylelikle tahmin edilenden daha az bir seviyede kriz bizi etkilemiştir. 

TÜRKİYE VERGİ GELİRLERİ (MİLYON TL)
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
2015
168.109
172.440
210.560
253.809
278.781
326.169
352.514
407.818

Kriz sonrası Amerika, Türkiye ve Güney Kore'nin vergi gelirlerine bakacak olursak:



Türkiye, kriz sonrası Amerika ve Güney Kore'den vergi geliri bakımından yükselerek ayrışma yaşamış. Son yıllarda ise Amerika ve Güney Kore bu konuda toparlanma içine girmiş hatta krizin yaşandığı yıl olan 2008 vergi geliri oranlarını yakalamış görünüyor.

Bu 3 ülkenin Mal Ve Hizmetlerden aldığı vergiyi de inceleyelim: Türkiye kriz sonrası uyguladığı vergi indirim politikasının başarıya ulaştığını söylemek mümkün.

 Bir insan için beslenmek nasıl bir ihtiyaç ise devletler için vergi geliri de odur. Gelişmekte olan ülke konumundayız ve gelişmiş ülke konumuna gelebilmemiz için daha çok çalışmamız gerekiyor. Vergi kaçırmak, geç ödemek gibi eylemler ülkemize zarar veriyor. Yapılan bu eylem ilk başlarda bireysel olarak kazanç sağlıyormuş gibi görünse de ülkeye zarar verdiği için uzun vadede hepimizi etkiliyor. Vergilerin zamanında ödenmesi için halkımızın bilinçlendirilmesi ve bunun en kısa zamanda yapılması şarttır. 

Sonuç: Vergi kaçırılmasına sessiz kalan, geleceğin yok olmasına göz yumandır.


Kaynakça












Yorumlar

  1. Selamlar, bazen de eğer kamu otoritesi vergi toplamakta aşırı zorlayıcı ve piyasayı daraltıcı etki ediyorsa vergi gelirlerinin artması ekonomi için çokta iyi olmayabilir. Vergiyi eli kolu bağlı olandan (Ücret gelirlerinden) ya da harcama üzerinden topluyorsak dolaylı vergiler adaletsizliği arttırır. Bu da insanların sistem dışına çıkmasını özendiricidir. İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
  2. Dediğiniz çok doğru, vatandaştan alınan dolaylı vergiler harcamaya meğilli kesimden daha çok alınıyor. Ülkemizde en çok harcama yapan kesim asgari ücretle çalışan sınıf olduğu için en çok vergi onlardan alınıyor. Bu konuya da ilerleyen günlerde değineceğim. Yorumunuz için teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asgari ücrette vergi iadesi var. AGİ. Yanlış hesap etmediysem gelir vergisi agi çıktıktan sonra kalan tutarın net ücrete oranı yüzde 7. Yüksek bir oran değil. Belki de vergi dışı da bırakılabilir.

      Siz de haklısınız. Ben farklı bir açıdan bakmaya çalışıyorum. O da şu. Gelir kaynağımız sorunlu. Bu gelir yapısına en uygun vergi sistemidir yürürlükte olan. Dolaylı vergiler çoğunluktadır ama bu verginin yerini alacak kar var mı? Gelirimiz artacak ki, dolaylı vergiler azalsın. Bir birimize satarak karı arttıramayacağımıza göre, kaldı ki ithalat artışı olmadan büyüyemiyoruz. Alınan dolaylı vergilerin ağırlığı ithalat üzerinden alınan vergilerdir ya da yüzde seksenden fazlası yabancıların elinde olan tütün sektöründendir.

      İthalatı arttıran yakıtı kim kullanıyorsa bunun bedelini onun ödemesi adil değil mi?

      Yada sigara içerek sağlık giderlerimizi arttıranların bunun bedelini ödemesi adil değil mi?

      Dolaylı vergilerden;

      İthalde alınan vergileri
      Yakıt vergilerini
      Sigara vergilerini

      düşün, sonra kalan tutara bakalım az mı çok mu karar verelim.

      Bu vergi sistemi bizim hakettiğimizi veriyor.

      Bu vergi sisteminden dolayı bu durumda değiliz. Neden biziz, sonucu da bu. Konuyla ilgili yazınızı merakla bekliyorum. Bu arada söylediklerim kesin doğrudur demiyorum. Eleştirinize sunuyorum. Doğruya ulaşalım yeter ki.

      Emeğinize sağlık, başarılarınızın yazılarınızın devamını dilerim.

      Sil
    2. Güzel noktalara değinmişsiniz, çok teşekkür ederim söylediğiniz ayrıntılara dikkat ederek bir araştırma yapacağım.

      Sil
  3. evet bende katılıyorum ali kardeşim Türkiye de adaletsiz dağılım var ve bu da vergi sistemini etkiliyor.
    Türkiye nin gini kat sayısı 0.48 0.50 arasında gidip gelmektedir bu durum adaletsiz dağılımı göstermektedir.En kolay sistemi dolaylı vergide gördükleri için bu sistem devam ediyor ama ezilen yine hep işçi sınıfı gelir düzeyi düşük kesimlere oluyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SERMAYE PİYASALARI NEDİR ?

Sermaye piyasaları; finansal piyasanın bir alt koludur. O yüzden ilk olarak finansal piyasaları açıklayarak başlayacağım. Finansal Piyasa Finansal tasarruf fazlası olanlar ile mal ve hizmet üretimi, ticareti vb. alanlarda faaliyet göstermek için kaynak ihtiyacı içinde olan, fon( en genel tabiriyle para) talep eden birimler arasındaki fon akışını sağlar. Finansal piyasaların çeşitli fonksiyonları vardır. Bunlar; ·       Reel piyasaya kaynak sağlamak ·       Sermaye birikimi oluşturmak ·       Likidite temin etmek ·       Risk dağıtımı yapmak ·       Mülkiyeti tabana yaymak Finansal piyasalar ikiye ayrılır; Para Piyasası Para piyasaları, fon arz ve talep edenlerin karşılaştığı ve kullandıkları araçların vadeleri 12 ayı geçmeyen piyasaları ifade eder. Bu finansal araçlar; ·       Mevduat ·       Hazine bonoları ·       Finansman bonoları ·       Mevduat sertifikaları ·       Repo ·       Banka kabulleri ·       Banka bono

MUTLAK ÜSTÜNLÜK TEORİSİ VE KARŞILAŞTIRMALI ÜSTÜNLÜK TEORİSİ HAKKINDA

Ekonomistler; ülkeler neden ticaret yapar, ülkelere nasıl bir fayda sağlar veya hangi malları ithal edip hangilerini ihraç etmeli gibi soruların cevabını ararken çeşitli teoriler üretilmiştir. Uluslararası İktisat dersi veya İktisat tarihi derslerinde bu iki teoriyi çokça duymuşsunuzdur. Bu yazımda bu iki teoriden bahsedeceğim. Yazıma başlamadan önce Uluslararası Ticaret Teorisinin varsayımlarını madde madde yazacağım ve teorileri bu maddeler üzerinden değerlendireceğiz: ·       İki ülke, iki mal ve her iki ülkede üretim yapıyor. ·       Mallar homojen ·       Para yok, değiş-tokuş ekonomisi söz konusu ·       Fiyatlar reel ·       Mal faktör piyasalarında tam rekabet halde ·       Devlet müdahalesi yok ·       İşgücü ülke içerisinde tam hareketli ancak ülkeler arasında tam hareketsiz ·       Ekonomi tam çalışma durumunda  ·       Taşıma-nakliye giderleri 0 (sıfır) Mutlak Üstünlük Teorisi – Adam Smith 1776  Uluslararası ticaret ilk defa Adam Smith’in y

OFFSHORE BANKACILIK NEDİR ?

Offshore bankacılık; kıyı bankacılığı olarak bilinir ve Vergi Cenneti ülkelerde yapılır. Öncelikle vergi cenneti ülke nedir onu açıklayayım. Vergi cennetleri, vergi oranlarının olmadığı ya da çok düşük olduğu ülkelerdir. Bu tarz ülkeler vergi oranları daha yüksek olan ülkelerden vergi kaçırılmasına sebep olur ve kendi bünyesinde para toplar.  Ayrıca vergi cenneti olan ülkelerde gizlilik ön plandadır, müşteri bilgilerini dış dünyayla paylaşmayarak; ne kadar paranın olduğunu, bu paranın nerden geldiğini, paranın kime ait olduğu gibi bilgiler saklı kalır. Bu gizlilik sayesinde sistemin kötüye kullanım oranı çok artıyor. Terör finansmanı bu bankacılık sayesinde gerçekleşiyor. Barack Obama’nın güven ve terör danışmanı John Brennan 2011 yılında offshore konusunda şöyle diyordu: “ Terör olaylarıyla etkili bir şekilde mücadele etmenin bir yolu da Bahama, Virgin Adaları, Gibraltar ve Cayman Adaları gibi offshore bankacılığı yapan merkezleri ve offshore bankacılık sistemi içinde terörü fina